logo

Category : risale-i nurdan toplamalar

27 Şub 2016

şüphe ve tereddüd

ŞÜPHE VE TEREDDÜD Hem tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür, nasılki tasdik ve iz’an değiller. Öyle de şübhe ve tereddüd sayılmazlar. 278 Tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür, şübhe ve tereddüd değildirler. Lâkin tekerrür edip istikrar peyda etseler, bazan bir nevi şübhe-i hakikî onlarda tevellüd eder. Nurun İlk Kapısı – 159 icmaı ve ittifakı ve tevatürü ve isbatta tevafuku ve tesanüdü ve tetabuku öyle bir hüccettir ve öyle bir kuvvettir ki; dünyada hiçbir kuvvet karşısına çıkamaz ve hiçbir şübhe ve tereddüdü bırakmaz. Şualar – […]

27 Şub 2016

şükür ve hamd

   Mevcudatın en müntehabı ve en muhtacı ve en nazenini ve en müştakı olan hakikî insanların münacatlarına ve şükürlerine fiilen mukabele ettiği gibi, kelâmıyla da mukabele etmek, hâlıkıyetin şe’nidir. Şualar – 124 şükre mukabele etmek var. oysa biz nimete şükür ile mukabele ediyoruz. Cenab-ı hak da tekrar şükre mukabele ediyor. şükür ile hamd arasındaki farklardan biri de bu olabilir. şükre mukabele etmek var ama Hamd sırf O’nun için midir ? mukabelesiz midir ? ve bu kısım geçtiği yer ve makam […]

27 Şub 2016

şefkat

İnsanın en latif ve şirin bir seciyesi olan şefkat; eğer sırr-ı tevhid onun yardımına yetişmezse, öyle müdhiş bir hırkat, bir firkat, bir rikkat, bir musibet olur ki, insanı en bedbaht bir dereceye indirir. Tek bir güzel yavrusunu ebedî kaybeden bir gafil vâlide, bu hırkatı tam hisseder. Hem meselâ: İnsanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet, eğer sırr-ı tevhid yardım etse, bu küçücük insanı, kâinat kadar büyüttürür ve genişlik verir ve mahlukata nazenin bir sultan yapar. Eğer şirk […]

27 Şub 2016

Sual

Hem beşerde, kalbinin selâmetine ve istirahatine ait öyle incecik ve gizli ve cüz’î matlabları ve ruhunun bekasına ve saadetine medar öyle büyük ve muhit ve küllî maksadları var ki, onları öyle bir zât verebilir ki, kalbin en ince ve görünmez perdelerini görür, lâkayd kalmaz. Hem en gizli ve işitilmez gayet mahfî seslerini işitir, cevabsız bırakmaz. Şualar – 16

26 Şub 2016

tefekkür

Ey kardeş bil ki! Tefekkür, barid ve camid olan gafleti eriten bir nur olduğu gibi; dikkat dahi karanlıklı ve kuru evhamları yakan bir ateştir. Fakat sen kendi nefsinde ve vücudunda ve içinde tefekkür ettiğin zaman, derinliklere nüfuz eden Bâtın ism-i şerifinin muktezasıyla, inceden inceye ve yavaş yavaş ve içine dalarak bütün tafsilatıyla fasleyle. Çünkü bunda yapılan tahlil ve tafsilde san’atın kemali tamamıyla tecelli eder. Amma afakta tefekküre başladığın zaman, İsm-i Zâhir’in muktezasıyla icmalli ve sür’atli geç. İçine ve derinliklerine inme. […]

26 Şub 2016

adem

Evet küfür, mevcudatın kıymetini ıskat ve manasızlıkla ittiham bütün kâinata karşı bir tahkir mevcudat âyinelerinde cilve-i esmayı inkâr bütün esma-i İlahiyeye karşı bir tezyif mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini red bütün mahlukata karşı bir tekzib istidad-ı insanîyi ifsad bir zulm-ü azîm umum mahlukatın ve bütün esma-i İlahiyenin hukukuna bir tecavüz Sözler – 82 ebedi firaklar, itikadsızlık, zulmetler, karanlıklar S.145 168 : küfür, dalalet, tuğyan, masiyet, inkar, red, terk 188 : lakaytlık, göz kapamak, cahilane hükümsüzlük, gaflet, dalalet, safsata, inad, mugalata, mukabere, […]